26 Aralık 2005 Pazartesi

Sağlıkta Dönüşüm Programı.

Sağlıkta Dönüşüm Programı 
Sağlık Çalışanlarına Ne Getiriyor/Götürüyor ?
       Ülkemizde sağlık hizmetleri uzun yıllardan beri tartışma konusu olagelmiştir. Sağlık hizmetlerinin bu denli tartışma konusu olması şüphesiz sağlık sistemindeki sorunların yıllarca birikmesi ve çözümsüzlüğe itilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde son aylarda yapılanlar ve yapılmaya çalışılanlar biz çalışanları olduğu kadar toplumumuzu da çok yakından ilgilendirmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, mesleki sivil toplum örgütlerinin (sendikalar, odalar, dernekler vb) ortaya çıkacak olumsuzlukları belirtmelerine, bir çok konuda karşı çıkmalarına rağmen, oldu bittiye getirilerek ısrarla programın uygulanmak istenmesi anlayışıdır.

       Sağlıkta Dönüşüm Programının bir çok olumlu tarafı bulunmakla beraber belli başlı konuların göz ardı edildiği, bu durumun sistemi daha fazla çıkmaza sokacağı, endişesini taşımaktayız. Sağlık Bakanlığının 5.5.2004 tarih ve 2453 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konmasından sonra, bir yıl süre ile Yardımcı Sağlık Personeli (hemşire, teknisyen, eczacı, diyetisyen vb.) istihdam edilmiştir. Danıştay 5.Dairenin 22.11.2004 tarih ve E.2004/4439 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı almasından sonra, 31 Aralık 2005 tarihi itibarıyla çalışan arkadaşlarımızın ne olacağı belirsizdir.

       Hizmet Satın Alma İhalelerinin iptalinden sonra olay başka bir boyut kazanmış, çıkış yolu olarak, her kurum teşhis ve tedavi amaçlı kullanacağı cihazlarla birlikte cihaz başı eleman çalıştırma şartı koyarak hizmet üretme yönüne gitmiştir. Mevcut ihale yasası gereği aynı laboratuvarda üç ayrı cihaz (örneğin oto analizör, hemogram cihazı, Elisa) üç ayrı firmaya ihale edilebilmektedir. Her firma kendi elemanını çalıştırarak (üstelik bir çoğu meslek dışı istihdam olduğu bilinmektedir) aynı iş yerinde kadrolu – sözleşmeli ayrımı yapılmış, çalışanlar arasında huzursuzluğa ve tedirginliğe yol açılmıştır. İşe alınanların gerek tecrübesizliği, gerek bilgisizliğinden dolayı verilen hizmetlerin kalitesi ve çıkacak sonuçların güvenilirliği tartışmalara neden olabilmektedir.

       Sağlık Bakanlığı’nın hekim dışında görev yapan çalışanlara “Diğer Sağlık Personeli, Yardımcı Sağlık Personeli, Aile Sağlığı Elemanı” gibi tanımlamalar yapması, görev yetki ve sorumluluklarımızı net olarak ortaya koyan çalışmalar yapma gereği duymamış olması, üzerinde düşünülmesi gereken başka bir husustur. Belli bir eğitim, tecrübe, birikim gerektiren teşhis ve tedavi birimlerinde çalışan bizlerin, Sağlık Bakanlığına göre (günümüzde Özel Sağlık Kurumlarında olduğu gibi) bir sağlık personeli her birimde her şeyi yapabilir anlayışını devam ettirmektedir.

       Sağlıkta Dönüşüm Programında sağlık çalışanlarının özlük hakları ve ekonomik açıdan düzenleme öngörülmemekte, hasta hakları ön plana çıkartılarak sağlık personeline potansiyel suçlu muamelesi yapılmaktadır. Bu durum hastaların biz sağlık çalışanlarına hakaretlere hatta fiziksel tartaklamalara varan davranışlarda bulunma hakkı olduğu anlayışını yerleştirmiştir. Sağlık hizmetini kutsal bir görev olarak algılayan ve hizmet vermeye çalışan bizlerin motivasyonunu olumsuz yönde etkilemekte üstelik her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.

       Yapılan ve yapılması düşünülen düzenlemeler; çalışanların iş güvencesini ortadan kaldıran, sözleşmeli sağlık personeli olarak görev yapmaya zorlayan, sağlık alanında verilen hizmetin hasta bakıcıdan hekime kadar bir bütün olduğu anlayışını yok sayan, hizmet ederken insani duyguların, şefkatin, güler yüzün hastalarımız için çok daha fazla anlam ifade ettiğini dikkate almayan çalışmalar olduğu, hastalara müşteri, sağlık hizmeti sunanlara da iş veren gözüyle bakılarak kar-zarar dengesi üzerine bir sistem kurulmak üzere hazırlandığı, göz ardı edilmemelidir. Üstelik yapılacak olan düzenlemelerin halkımızın ne kadar yararına olacağı (isteyen istediği hekime/hastaneye gidebilecek, hiçbir ücret vermeden özel sağlık kurumlarından hizmet alabilecek, kuyruklar ortadan kalkacak vb.) söylemleri aldatmacadan ibarettir.

       Genel Sağlık Sigortası, Aile Hekimliği uygulaması, Sosyal Güvenlik Kurumlarının (SSK, Emekli Sandığı, Bağ-kur, Yeşilkart vb) birleştirilmesi, Kamu hastanelerinin il özel idarelere devri ile özerkleştirilmesi, Sağlık çalışanlarının tümünün sözleşmeli çalışmaya zorlanması vb. uygulamaları alt alta konulduğunda Sağlıkta Dönüşüm Projesi adı altında yapılan düzenlemelerin, çözüm üretmeye yönelik değil, sağlıkta özelleştirmeye geçişin alt yapısının hazırlanması çalışmaları olduğu unutulmamalıdır.

       Sağlık Teknisyen ve Teknikerleri Derneği olarak Sağlık sektöründe konulan teşhis her ne kadar doğru olsa da uygulanan (uygulanmak istenen) tedavinin kesinlikle yanlış olduğu, toplumda ve çalışanlar arasında telafisi olmayacak derin yaralar açacağı endişesini taşımaktayız.

       Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
26.12.2005
Mustafa SARIKAYA 
SATED Yönetim Kurulu Adına 
Başkan